A.Çağrı Açıkgöz :: Mosquito T MkIII  [1/48 Tamiya]
F-104G [HS48] | TF-104G [HS48] | AH-1W [MR35] | AB-206 L3 [E48] | Tornado IDS [I48] | ES-3A [ER48] | F-16 "Netz"  [HS48]

 

Klüp Bülten’imizin yeni sayısında işlenen uçaklardan biri de sizin de bildiğiniz gibi Mosquito. Hem Bülten’deki makalede işlenen ve profili çizilen uçaklardan birisi olması hem de uzun zamandır jet uçaklarından başka maket yapmamanın verdiği monotonluktan biraz olsun kurtulmak için bu uçağın maketini yapmaya karar verdim.

Modelimiz hayatına, sıradan bir Tamiya maket olarak başladı. Birkaç yıl önce de bir arkadaşımdan bana intikal etti. Kürşad’ın avcı tipini modellemesi ve harika bir metal boyalı Mossie yapmasından dolayı benim  de tamamen sarı olan T Mk.III modelini yapmaya karar verişimle beraber maketin hayatında yeni bir sayfa açıldı. Bülten’in yeni saysında çok kapsamlı olarak hem uçağın tarihçesi, hem de kutu içi maket kritiğini bulabileceğinizden dolayı, burada tüm bunları yazmayacak, sadece teknik bilgiler vermeye ayıracağım.

 

Temel olarak, Tamiya Mosquito maketlerinin, bu uçağın piyasada bulunabilecek en iyi maketleri olduğu tartışılmaz bir gerçek. Kitin montajı sorunsuz. Montajda Tamiya ince likit yapıştırıcı kullandım. Yapıştırılan yerlerin ince zımparası haricinde makete zımpara ya da diğer tesviye aletleri değmedi, haliyle de putty kullanılmadı. Kokpit plana göre monte edildi ve boyandı. Her ne kadar harici telsiz antenleri Türk T Mk III ‘lerinde olmasa da , tamamen keyfi olarak telsiz donanımını da kokpite ekledim.

 

Kokpit boyanıp, kağıt banttan kesilmiş kayışları da koltuklara ekledikten sonra, gövdenin ön kısmına monte ettim. Elbette ki gövdenin içi de tüm kokpit gibi “British  Interior Grey-green” ile boyadım. Bu boyanın muadili Humbrol 78 numaradır, ben de onu kullandım. Gövdenin ön ve arka kısmını, kanatları vs yerlerine monte ettim. Unutmamak gerekir ki kanatlar ve yatay stabilize modifiye edildi. Kanatlardaki flap çizgilerini baz alarak flapları kestim. Kestiğim parçaları Tamiya Quick Setting Epoxy Putty ile yeniden şekillendirip açılı olarak yerlerine yapıştırdım. Aynı şekilde yatay stabilizedeki yükseliş dümenlerini de kestim ve yerlerine halihazırda olan resin dümenleri yapıştırdım. Rudder ile oynamadım. Bu arada kitin orijinal burun parçasında bulunan top yuvalarını ve bomba kapaklarındaki kovan boşaltma deliklerini de aynı macun ile doldurdum.

Tüm montaj işlemi bittikten sonra birleşim yerlerini önce 600, sonra 800 ve en son 1200 numara zımpara ile, su altında zımparalayıp tesviye ettim Sonra da eski diş macunu ve sabun ile yıkayıp toz ve yağlardan arındırdım.

 “Yağdan imal edilmiş bir malzeme ile yağ temizlenir mi? diyenler olduğunu duyar gibiyim. Sabun yerine mutlaka deterjan kullanmak gerekli değildir. Yağlı kirler hidrofobiktir. Yani, kaba tabirle, sudan kaçarlar. Bu yüzden yağ suda çözülmez. Bazı maddeler ise hidrofiliktir. Yani suda çözülürler. Hidrofilikler başka hidrofilikler, hidrofobikler de ancak başka hidrofobikler içinde çözülürler. Dolayısıyla her hangi bir yağ, başka bir yağ içinde çözülebilir. Yağ niteliğini kaybeder, yani esterleşir. Sabunlaşma denen hadiseyi biraz daha açalım isterseniz. Sabun yapımında geleneksel yöntem şudur: Eritilmiş yağ soda (sodyum hidroksit) ile ısıtılmakta ve sonuçta gliserin ve yağ oksitlerinin sodyum tuzu, kısaca sabun oluşmaktadır. Sabunlar yağ asitlerinin alkali metal (çoğunlukla sodyum) tuzlarıdır.  Bir sabun molekülü uzun bir hidrokarbon kısmı ve bir iyonik uç taşır. Molekülün hidrokarbon kısmı hidrofobik olup, polar olmayan maddelerde çözülür. Oysa iyonik uç hidrofiliktir ve suda çözülür.Sabunun önemi yağ ve yağımsı kirleri emülsiyon haline getirip uzaklaştırabilmesinden ileri gelmektedir.Bunu da şu iki özelliği sayesinde yapar:

1-     Hidrokarbon bileşiği yağ damlacıklarında çözülür.

2-    İyonik uç suda çözülerek yağ damlacıklarının birleşmesini önler ve yıkanan nesneden misellerle birlikte su yardımıyla uzaklaştırır. Misel, 5-150 sabun molekülünün hidrokarbon kısmının bir araya geldiği ve iyonik ucun suya yöneldiği kümelerdir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, su ve sabun ile yağlar temizlenebilir. İsteyenler için sabunlaşma ve sabunun neleri nasıl temizleyebileceği ile ilgili detay bilgiyi bulabilecekleri bir de kaynak vereyim:

Organik Kimya, sayfa 1043, Fessender&Fessender, Brooks/Cole Publishing Co., Pasific Groove, California,Türkçe çeviri: Prof.Dr. Tahsin Uyar, Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Güneş Kitabevi, Ankara-1990

Sabunla temizlik işlemi bittikten sonra maketi kumaya bıraktım. Bu arada orijinalinde 3 pali olan pervaneleri 4 palliye çevirmek gerekiyordu. Her ne kadar Kürşad dört palli pervaneler için abak ve paller gönderdiyse de, kitin orijinal abaklarını ve pallerini kullanıp, sadece eksik kalan birer adet pali de resin parçalardan kullanmayı daha uygun buldum. Kit abaklarının iki pal boşluğunu sytrene tabaka plastik ile doldurup tesviye ettim. Çizdiğim şablon üzerinde , biri halihazırda olduğu için, diğer üç boşluğu işaretleyip buna göre kestim. Bu arada pervanelerin iki palini de tam sıfır noktasından kestim. Önce tek pali kalan pervaneleri, modifiye ettiğim abaklara kitin orijinaline sadık kalarak yapıştırdım. Daha sonra iki plastik ve bir resin pali, abak boşluklarından içeri göbeğe yapıştırıp şablon üzerinde açılarını ayarladım.

Kuruyan makete astar boya atmadan sarı ile boyamaya geçtim. Unutmadan ekleyeyim, boyamadan önce kanopiyi Tamiya 6mm Masking Tape ile maskeleyip yerine laminat parke tutkalı ile  yapıştırdım. Kanopiyi ve çevresini yine interior green ile boyayıp kuruyunca tüm maketi sarı ile boyamaya geçtim. Burada ana renk “British Trainer Yellow”dur ki bu da Humbrol 24 numaralı boyaya denk gelir. Bu boyanın içine az miktarda beyaz karıştırıp Aztek A-470 + medium tip ikilisiyle maketi birkaç kat boyadım. Daha sonra beyaz karıştırılmamış sarı ile post-shading uyguladım. Bunu açmam gerekirse geniş alanların özellikle gölge kısımlarını, birleşim yerlerini bir ton koyultmuş oldum. Boyalar 24 saat kuruyunca 1200 zımpara ile su altında hafifçe zımparaladım ve yine sabun ve su marifetiyle eski diş fırçası kullanarak yıkadım. Kururken iniş takımı kapaklarının içini ve daha yerinden sökülmemiş tekerlek jantlarını ve iniş takımlarını Tamiya akrilik mat aluminium ile, abakları yine Tamiya akrilik beyaz ile boyadım. eklemeliyim ki, elimde resmi olarak abakların rengi konusunda bilgi yok. Mamafih Imperial War Museum kaynaklı bazı resimlerde abakların açık renk olduğu o kadar aşikar ki, bunun ya beyaz ya da sky olması son derece mümkün. Biraz da monotonluğun kırılması için abakları beyaz boyamaya karar verdim. Eğer elinizde resmi bilgi ya da renkli fotoğraf varsa ve abakların rengi net olarak görülüyorsa lütfen Klüp ile paylaşın, ben de hemen abakları o renge boyayayım. Bu sırada kuruyan makete bir kat Dupli Color sprey parlak vernik attım. 6 saat kuruyunca decalleri yapıştırdım. Bunları da 6 saat kurutup su ve decal solüsyonu izlerini Plastic Prep ve Isopropyl alkol kullanarak temizledim. Sonra da Dupli Color sprey mat vernik attım. Bu vernik, alttaki boyayı daha sonra yapılacak yağlı boya kirletme için bence gerekli. “Mat yüzey üzerine yağlı boya olur mu? Diye sorulabilir. Ben nasıl yapıldığını kısaca anlatacağım ama, merak edenler için yine bir kaynak vereyim.

Kaynak: Verlinden Modeling, Detailing,Painting, Weathering WWII Aircraft Vol.II , Sayfa no: 7,23 ,Verlinden publications, Item no: 1446, USA-1999

Mat vernik kuruyunca kokusuz tiner ile iyice inceltilmiş yağlı boya karışımını 6/0 fırça ile panel çizgilerine uyguladım. Tüm işlem bittikten sonra hav bırakmayan bir bez ile fazla boyaları temizledim. Burada kanatlarda önden arkaya, rüzgar yönünde hareketlerle, gövdede ise üstten alta hareketlerle temizleme yapmaya dikkat etmek faydalıdır diye düşünüyorum. İşte fazla boyayı temizlemek için bazı yerlerde tiner kullanmak gerekiyor ki can alıcı nokta burada. Hani az önce mat vernik atmıştık ya, işte o vernik, sarı boya ile yağlı boya arasında bir katman oluşturup sarı boyayı koruyor. Ayrıca adı geçen marka vernik kuruduktan sonra sentetik tinerlere karşı oldukça dayanıklı, diğer bazı enameller gibi hemen çözülmüyor ya da renk ve doku değiştirmiyor.

48 saat kuruyan maketimiz, bir kez daha zımparalandı. Burada çooook hassas davranmak gerekiyor. Zira tek renkli boyanmış bir uçakta, hele ki bariz kirlenmiş şekilde görünen resmini bulamadığınız bir uçakta çok da abartmamak gerekli… 2000 no zımpara ile ve su kullanmadan ki su kullanırsanız mat boyanın görünüşü değişir ve renk derinleşir, haliyle de kontrast azalır, yavaşça yüzeyi zımparalayıp en alttaki beyaz karışımlı boyaya kadar aşındırıp, çıkıntılı yerlerin daha açık, yüzeylerin orta, panellerin ve çukurların biraz daha koyu görünmesini sağladım. Siz benzer bir teknik denerseniz, dediğim gibi çok dikkatli olmalısınız. Zira abartırsanız tüm boyayı aşındırıp gri plastiğe ulaşırsınız ve emekleriniz heba olur. Gerçi ben de bilinçli olarak abartıp özellikle perçinlerin tepe noktalarında gri plastiğe ulaşıp, buraların koyu durmasını sağladım, ve diğer zımparalama işlemleriyle de istediğim efekti elde ettim, haliyle de dry-brush yapmama da gerek kalmadı. Sonucu üstteki resimde, rudder kaplama detayının ortaya çıkışında ve alttaki resimde motor üstleri ve kanat ön kısmında boydan boya uzanan main spar detaylarında görebilirsiniz.

 

 

 

Tüm bu işlemden sonra maketi bir kez daha yıkadım ve kuruyunca bir kat daha mat vernik atıp her şeyi sabitledim. Vernik kuruduktan sonra da iniş takımlarını ve diğer detayları yerine yapıştırıp, kanopi maskelerini söktüm. Camları isopropyl alkol ile iyice temizledim.

 

Biten maketi bir kez daha kontrol ettim. Kanat altındaki lambaları yapıştırmamıştım, onları micro kristal kleer ile doldurdum. Navigasyon lambalarının içindeki ampul kısımlarını Tamiya clear gren ve clear red ile boyayıp, parke tutkalı ile yerlerine yapıştırdım. Slipper yakıt tanklarını boyayıp hazırladığım halde, yapıştırmamayı tercih ettim. Son olarak, isopropyl alkol ile inceltilmiş Tamiya siyah ile iniş takım içlerini , dikmelerini ve tekerlek jantlarını kirlettim. Bu arada elimdeki hiç bir resimde eksoz kiri görünmediği için o bölgeye is ya da duman efekti yapmaya gerek duymadım.En son pervaneleri yerlerine taktım. Kitin parçalarını kullandığım için pervaneleri yapıştırmaya gerek kalmıyor, böylece istediğim zaman çıkarma lüksüne de sahip olmuş oluyorum.

Bitmiş maketi paketledim ve Klüp yarışmasına getirdim. Burada çoğunluğun beğenmesi ve jürinin beğeniyi ödülle taltif etmesi ise ayrı bir keyif oldu. Ama en büyük ödül, yarışmanın dostlarla buluşmak ve hasret gidermek için vesile olması ve daha önce klüp üyelerinin hiç görmediği bir maketi sizinle paylaşabilmek ve bu uçağa dikkat çekebilmek için fırsat doğması olmuştur.

 

Bu uzun yazıya vakit ayırdığınız ve bana katlandığınız için teşekkür ederim.

Saygılarımla

A.Çağrı Açıkgöz